YAYINLARIMIZ


SOKAK ÇOCUKLARI
Prof. Dr. Oğuz POLAT
2002, 270 sayfa

Bu kitabın geliri yazarı tarafından Derneğe bağışlanmıştır. Fiyatı : 8.000.000.-TL / adet

GİRİŞ

Sokak çocukları konusunda sokaktan çevirdiğiniz herhangi birisinden başlayarak, çalıştığınız yerde veya oturduğunuz semtte kime sorarsanız sorun mutlaka bu kavramı bir kez dahi olsa duymuş olduğunu görürsünüz. Bu durum iki açıdan ilginç bir boyutun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bunlardan ilki bizde toplumu oluşturan bireylerin sivil insiyatif olarak isimlendirilen devletten bir şey beklemeden sosyal problemler için birşeyler yapma çabası ya da kendilerine aykırı gelen bir konuda biraraya gelerek buna karşı koyma girişimi için gönülsüz, hareketsiz ve inançsız olmalarını gözlememdir. Gerçekten birey olarak genelllikle ilk yaklaşım hep bana ne, beni ilgilendirmez yaklaşımıdır. Biraz olumlu olmaya çalışarak son yıllarda Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Tema Vakfı gibi büyük, ses getiren organizasyonların varlığının güzel ışıklar olduğunu söylemek belki de mümkün. Ancak çocuk gibi sorulduğunda herkesin en önemli konu olarak söylemde belirttiği ancak uygulamada arka sıralarda gelen bir konuda hele kendi çocukları da olmayan çocuklara karşı duyarlılığın diğer konulara göre çok gelişmiş olması bende güzel bir sürpriz duygusu yaşatmakta.

Habitat ile başlayan sivil toplum kuruluşlarının olması gerektiği gibi çalışma sürecinde belki de sokak çocukları ile ilgili çalışan kuruluşlar lokomotif görevi yapacaklar. Çünkü hem hizmeti hem de destek oluşturma çalışmalarını birlikte yapan ve sürekliliğini korumak zorunda olan sokak çocukları ile çalışan gönüllü kuruluşlar bunu yaparken yaşananlar ile belli bir sürecin de tamamlanmasına belki de olanak veriyorlar.

Bu kitap iki amaca yönelik olarak kaleme alındı. Bunlardan ilki herkesin duymuş olmasına rağmen hakkında çok az birşeyler bildiği sokak çocukları konusunda bilgilenmeyi sağlamak ve özellikle bu konuda çalışacak kişilere yardımcı bir başvuru kaynağının yaratılması. İkincisi ise sokak çocukları konusunda bu denli çok kuruluş ve kişiler birşeyler yapma çabası içindeyken onlara, özellikle de gönüllülere bir rehber kaynak oluşturmak.

Çocuk Haklarının, bireyi olduğum toplumumda birgün yaşama geçmesi amaç ve hedefine ulaşabilmek için hem akademisyen kimliğimle, hem de sivil toplum kuruluşu üyesi kimliğimle küçük bir katkıda bulunması niyetiyle kaleme aldığım bu kitabın önsözünde fırsatını yakalamışken teşekkür duygumu aktarmak istediğim isimli ve isimsiz kahramanlar var. Önce isim vererek başlayacak olursam ilk sırada Sayın Hasan Gemici var. Bana devletle işbirliğinde çalışıldığında kısa zamanda iyi şeyler üretilebileceğini gösterdiği ve pratik, hızlı bir şekilde bu konuda yol alınmasını sağladığı için. İkincisi ise Sayın Prof. Türkan Saylan. Hocamla yıllar sonra beraber ve dirsek temasıyla çalışma keyfini yaşarken bana tüm yaşanmış ve deneyimlerime rağmen bir konuda yılmadan, enerjiyle nasıl çalışılması gerektiğini yakından izlememi sağladığı ve bir kez daha nasıl çalışılıması gerektiği konusunda hocalık ettiği için.

Bir de isimsiz kahramanlar var. Aslında hepsinin isimleri var. İki ana grup onlar. Birlikte çalıştığımız, sevindiğimiz, üzüldüğümüz, kızdığımız ama hiç vazgeçmeden çalıştığımız arkadaşlar. Öncelik SHÇEK çalışanlarının. Belki Genel Müdürleri Sayın Bülent İlik şahsında denebilirdi ama yakın dostluğumuzdan biliyorum ki o da takım çalışmasında her oyuncunun ayrı ayrı takdir edilmesinden yanadır. Kenan, Necla, Hakan, Süleyman, Uğur diye tek tek saymadan hepsini kapsayarak zor bir işe birlikte başladığımızdan bugüne ulaştığımız noktada en büyük payın sizlere ait olduğunu söylemek istiyorum. Yarınlarda ulaşacağımız çok daha iyi noktalarda olacağı gibi.

Sizlerle birlikte gönüllülerimizi de saymam gerekiyor. Çünkü onlar birer profesyonel gibi zamanlarını, emeklerini ve birikimlerini ortaya koydular. Yaratılanların, başarılmışların sevincini, haklı gururlarını en çok onlar yaşadı. Sokak çocukları gibi çok zor bir konuda gönüllü olarak çalışırken belki de buza yazı yazdığımızı biliyorduk. Ama diploma dağıttığımız günlerde Birgen, Murat, Fatih, Esin, Gaye, Ali ve daha birçoklarının gözündeki pırıltı hep aynıydı. Başarmanın ve yoktan var etmenin prırltısı. Ben herkesin bildiği deniz yıldızı hikayesini bir kez daha burada yinelemeyeceğim. Ancak yakın bir arkadaşımla aramdaki anektodu da aktarmak istiyorum. İnsanın yaşamında hiç mucize izleyip izleyemeyeğini konuşuyorduk. Ona 23 Nisan’da Cumhurbaşkanının huzurunda folklor yapan bir grup çocuktan bahsettim. Orada çok sayıda çocuklardan kurulu grup çeşitli etkinlikler yaptı. Ancak bu çocuklar gösteri öncesi hepsi tek tek beni öperek sahneye çıktılar. Bittikten sonra da hepsi gelip bana sarıldılar. Bu çocuklar Yeldeğirmeni sokak çocuklarımızın arasından folklor yapan bir grup evladımızdı. Bu çocuklarımızın hepsi de çok değil bir yıl önce sokaklarda tinerli geziyorlardı. Geçen yıl ben dahil herhangi birisi deseydi ki bu çocuklar bir yıl içinde Cumhurbaşkanı önünde folklor oynayacaklar, güler geçerdik. Bugün ise oynadılar. İşte mucize bu. Gerçek mucize budur dedim. Bilmiyorum buna aranızda katılmayan var mı?

Sadece şunu söyleyerek sözümü tamamlayacağım. Bu konuda çalışmaya başladığımda kendime duvara her başarılı olunan, sokaktan kurtulan çocuk için bir mavi boncuk asacağıma ve sayısı az olursa moralimi bozmayacağıma söz vermiştim. Bugün duvarımdaki mavi boncuklarıma baktığımda gurur duyuyorum. Yapılanlara bakarak diyorum ki bizler bu konuyu çözebiliriz. Yarınlarda iyi bir yaşamın içinde, toplumda yeri olan birçok kişinin aslında biz bir zamanlar sokaktaydık ve birgün Yeldeğirmeni‘ne veya Umut Evine gittik diye başlayan yaşam hikayelerinin sayısını çoğaltabiliriz.

Biz çalışanları, yöneticileri, gönüllüleri, bu konuda emek harcayanları ve en çokta çocuklarımızla büyük, kocaman bir aile kurduk ve biz bu ailemizi çok seviyoruz. Sizi de ailemize katılmaya bekliyoruz. Burada sevgi ve inancımız var. Güzele ve doğruya olan inancımız. Bekliyoruz, gelin ve katılın bize.

Prof. Dr Oğuz POLAT
ATAŞEHİR 2002