FAALİYETLERİMİZ                                       Kompozisyon Yarışması Katılımcı



AYDINLIK BİR GELECEK

Aylin Akçura, İstek Özel Atanur Oğuz İlköğretim Okulu / 8-D Beşiktaş



Murat, her zaman olduğu gibi kimsesiz ve soğuk bir güne başlıyordu. Günlerin her biri onun için aynıydı. Elindeki kağıt mendilleri satıp kendisine yiyecek bir şeyler alabilirse mutlu oluyor, hep üzgün olan kara gözlerinde biraz mutluluğun pırıltıları görülüyordu. Yaşıtları okula giderken o kimsesizliğin ezikliği, toplumdan dışlanmanın acısıyla, karnını doyurabilmek için bulduğu işlerde çalışmak zorunda kalıyordu. Sokaklar soğuk, acele yürüyen insanlar acımasızdı. Geceleri sıcak bir yatakta uyuyabilmek mutlulukların en büyüğüydü Murat' a göre. Hiçbir zaman seven bir ailesi, bir koruyucusu olmamıştı, sokak çocuğuydu. İnsanlar o kadar kendi işlerine dalmışlardı ki; onun gibi binlercesi olduğunun farkında bile değillerdi.

''Hayret bugün satacağım mendiller çok çabuk bitti'' diye düşündü. Simitle karnını doyurduktan sonra, her çocuk gibi canı biraz oynamak istedi. Mahalledeki çocuklar maç yapıyorlardı.

''Beni de oyuna alsalar ne iyi olurdu'' derken, çağırdılar, sevinerek koştu.

Antrenör Emir, yıl sonu maçlarında iyi bir derece yapmak için var gücü ile takımını çalıştırıyordu. Sakatlanan Emre' nin yerine iyi bir oyuncuya ihtiyacı vardı.

Sıkıntı ile pencereden sokakta maç yapan çocukları seyrediyor, bu açığı nasıl kapatacağını düşünüyordu.

''Sokakta oynayan çocuklar için iyi ki bu alan var'' dedi kendi kendine, hem hiç de fena oynamıyorlar, hele esmer uzun boylu olanı durmadan sayı kazandırıyordu takımına.

Birden aklına bir fikir geldi, koşarak merdivenleri indi, maç yapan çocukların yanına vardığında heyecanlıydı. Çocuklar kendilerini seyredenlere aldırmıyor, maçlarına devam ediyorlardı. Nihayet maç bitti, herkes neşe içinde birbirine takılmaya başladı. İçlerinden bazıları antrenör Emir' i tanıyorlardı.

''Merhaba Emir ağabey'' diye seslendiler. Emir, uzun boylu delikanlıyı işaret ederek adını sordu.

''O Murat'' dediler, ''kimsesiz sokak çocuklarının kaldığı yerde kalıyor.''

Emir hemen kendini tanıttı, sorular sordu. Kalacak yeri yoksa spor kulübünün misafirhanesinde kalabileceğini, çok çalışması gerektiğini, eğer kurallara uyar çok çalışırsa; takımda oynatabileceğini söyledi.

Murat, belki de hayatını değiştirecek bu teklifi sevinerek kabul etti.

Ertesi gün Murat için yepyeni bir hayatın başlangıcı idi. Artık düzenli bir yaşamı ve amacı olacaktı. Sıcak bir yatakta yatacak sıcak bir yemek yiyebilecekti. Kısa zamanda takım arkadaşları ile kaynaştı. Disiplin ve düzen içerisinde çalışıyor, iyi besleniyor kendini her bakımdan geliştiriyordu.

Antrenör Emir içinde yeni bir dönemdi. Takımının yanı sıra bir genci hayata kazandırmanın sevincini yaşıyordu. Murat' a her bakımdan dikkat ediyor, iyi alışkanlıklar kazanıp, iyi bir sporcu olması için elinden geleni yapıyordu.

Beklenen gün gelmişti. Takım maça çıkarken hepsinin yürekleri aynı amaç için atıyordu. Maçı açık farkla kazandılar. Görülmeye değer bir coşku yaşıyorlardı.

Emir için bu galibiyet çok farklı şeyler, ifade ediyordu. Hem takımı çalışmasının karşılığını almış, hem de pırıl pırıl bir insanı hayata kazandırmıştı.

Murat' ı ise apaydınlık bir gelecek beklemekteydi.

İşte! Hepimiz, bir Emir olalım. Umutları sönmüş (Murat' lara) insanlara birer ışık olmaya çalışalım. Hayatı birlikte paylaşalım ki onlar sokakta mendil satmasınlar, ''sokak çocuğu'' olmaktan kurtulsunlar.