FAALİYETLERİMİZ                                       Kompozisyon Yarışması Birincilik Ödülü


AYDINLIK BİR GELECEK İÇİN

SERPİL KIZILAY, 8-A 302 Kazım Tunç İlköğretim Okulu MALTEPE

Çocuk olmak ne güzel şey! Çocuk denince akla gelen ilk kavram masumiyettir bence. Onlar dünyanın en güzel, en saf varlıklarıdır. Bir ailenin en değerli meyvesidir çocuk, değerini bilenlere. Onlar hakkında şarkılar söylenir, şiirler yazılır. Tüm dünya ulusları, çocukları koruduklarını dile getirirler her defasında. Bütün bunlar doğru ise,niye hala dünyada açlıktan ölen milyonlarca çocuk var?

Düşünüyorum da; bir çocuk anne karnında iken tanışıyor haksızlıklarla. Parası olan insanların çocukları özel hastanelerde, olmayanlar ise kendi kaderlerinde ya da çok zor şartlarda geliyor dünyaya. Son zamanlarda basınımız, hastanelerde parasızlık yüzünden rehin tutulan bebek haberleriyle dolu. İşte burada kafamda bir soru beliriyor: Her şey paramı bu dünyada? Eğitimde bile, çocuklar arasında öyle bir uçurum açıldı ki... Okullar özelleşti. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha büyüdü. Bizler yine de okuma şansına sahip çocuklarız. Anne ve babalarımız her türlü imkanlarını zorlayarak bizleri okutmaya çalışıyorlar. Ya bunlara sahip olmayanlar? Yıllardır sokaklarda çalışan, çalıştırılan binlerce çocuk görüyorum. Kimi mendil satar, kimi ayakkabı boyar, kimileri de gelişmemiş vücutlarına bakılmaksızın tamirhanelerde çırak olarak çalıştırılırlar. Sözde çocuk yasaları vardır. onlar, kanunlar karşısında okula gönderilmek zorundadırlar. Ama nasıl?

Benim gözümde iki tip aile vardır: Birincisi sorumsuz aile tipi, ikincisi ise yoksul olduğu için çocuğunu okutamayan aile tipi. Düşünmeden dünyaya çocuk getiren aileler, en sonunda onları gelecek yatırımı olarak kullanıyorlar. Bakamayacakları kadar çok çocuk dünyaya getiriyorlar. Sonra da bunun suçunu başkalarında arıyorlar. Kimisi de işsizlik ve parasızlık sonucunda çocuklarını sokaklarda çalıştırıyor. Dönüp dolaştığımızda, karşımıza hep ekonomik sorun çıkıyor. Bir ülkenin sosyal ve kültürel yapısı, o ülkenin ekonomisine bağlıdır. Bugün gelişmiş ülkelerdeki çocuklarla, az gelişmiş hatta gelişmekte olan ülkelerdeki çocuklar arasındaki farkı görmemek mümkün değil. En basit anlamda gelişmiş ülkelerde nüfus planlaması bilinci iyice yerleşmiş durumda. Gelelim sokaklara: Yaşam şartları zorlaştıkça, sokakta çalışan çocukların sayısı hızla artmaktadır. Onlar, sokağın güvensizliği içinde korunmasız ve yapayalnızlar. Koca bir ailenin yükünü paylaşırlar. Bir de anne ve babası olmayan, sokağa atılan, dayaktan ve mutsuzluktan evlerini terkedip, kendi kaderlerine bırakılan çocuklar var.

Devlet Büyüklerimiz! Bir şeyler yapmamız gerekmiyor mu? Ben bir yetkili değilim. Çözüm nerede tam olarak bilemem. Ama bende bir çocuk olarak diyorum ki, önce eğitim. Eğitimi yaygınlaştırın, sadece belirli mega kentlerde değil, Anadolu 'da da yaygınlaştırın. İnsanlar arasındaki ekonomik, sosyal farklılıkları en alt düzeye indirin. Çocuk evleri açın. Koruyun onları. Çalıştırma yasağı koyun. Gücü yetmeyenleri devlet korumasında okutun. Siz, onlara bugünün küçüğü yarının büyüğü gözüyle bakıyorsanız, sevin onları.

Siz anne ve babalar! Bakabileceğiniz kadar, sorumluluklarını üstlenebileceğiniz çocuklar dünyaya getirin. Aksi halde, sokaklar onlarıezerek, içlerine sevgi yerine nefret tohumları ekerek apaydınlık bir geleceği karanlığa gömecek.